İlkçağ Cumhuriyeti'ne geri dönüş

MACHIAVELLI (1469-1527)

( II Prirıcipe (1513) adlı kitabın yazarı Niccolö Machiavelli, Rönesans'ın en büyük İtalyan siyaset felsefesi yazarı ve ahlâkî ve tanrıbilimsel tasalardan sıyrılmış, uygulayıcı ve gerçekçi bir politikanın öğreticisi olarak bilinir. Fakat o, herşeyden önce İlkçağ Cumhuriyeti ülküsüne dönmek isteyen bir kuramcıdır.)


llkçağ'a duyulan saygı dikkate alınınca ve -tek bir örnek vereyim- hırsla, benim gözümün önünde olsun, benim evimi süslesin diye İlkçağ yontusu parçalarına ne paralar verildiği, o parçaların nasıl günün sanatçılarına örnek diye götürüldüğü, adamların da o yontuların taklitlerini yaratmaya çabaladıkları düşünülünce, bir yandan da tarihte gördüğümüz İlkçağ krallık ve cumhuriyetlerinin o görkemli örnekleri, o çağda kendilerini vatanlarına kurban etmiş kralların, komutanların, yurttaşların, yasa koyucuların gerçekleştirdikleri bilgelik ve erdem tansıkları göz önüne getirilince, bu kimseleri örnek almayıp onlara hayran kalmakla yetindiğimiz, hattâ o İlkçağ erdeminden hiç iz kalmayacak kadar ilgi dışında tutuldukları düşünülünce elimizden hem şaşıp kalmak hem de derin üzüntü duymaktan başka bir şey gelmiyor.

Halbuki görüyoruz ki, çevremizdeki insanlar aralarında çıkan uyuşmazlıklarda o çağ adamlarının yargılarına, hastalanınca o çağ adamlarının reçetelerine başvuruyorlar. Çünkü yurttaşlar arasındaki ilişkileri düzenleyen yasalarımız, o çağın hukukçularınca öne sürülmüş yargılardan başka bir şey değildir. O yargılar bugün toplum ve ahlâk kurallarına dönüşmüş olarak günümüzün hukukçularını verdikleri hükümlerde yönlendirmektedir. Aynı şekilde bugünün tıp adamlarının rehber olarak aldıkları tıp da, İlkçağ tabiplerinin bıraktıkları deneyimlerden başka bir şey değildir. Yine de bir devlet kurmak, kurulmuş devletin topraklarını elde tutmak için, bir krallığı yönetmek, bir ordu toplamak için. bir savaş yürütmek ya da adalet dağıtmak veya elindeki imparatorluğu genişletmek için İlkçağdan örnek almak isteyen bir hükümdara, cumhuriyete, komutana, yurttaşa rastlamıyoruz. Bunu yapmamalarının nedeni, bugünkü eğitimimizdeki sakatlıklar nedeniyle düştüğümüz zaaf durumundan çok, Hıristiyan ülkelerinin çoğunda hüküm süren o kibirli tembelliğin neden olduğu kötülükler, gerçek bir tarih bilgimiz olmaması, tarihi okuyup da onun anlattıklarının tadına varamayışımızdır. Nitekim tarihi okuyanların da çoğu sadece tarihte geçmiş olayların çeşitliliğinin verdiği hazzın üzerinde dururlar. Geçmişin güzel edimlerine öykünmek akıllarından bile geçmez. Öyle bir taklide kalkmak onlara zor değil, olanaksız gelir. Sanki gökyüzü. güneş, hava, toprak, su, insanların düzeni, devinimleri, gücü değişmiş, onlar gitmiş, eskisinden bambaşka şeyler gelmiş gibi. İşte insanlardaki bu yanılmayı elimden geldiğince gidermek için Titus-Livius'un -zamanın yıpratıcı elinden kurtulabilip bize kadar erişen- tüm kitaplarının anlaşılmasını kolaylaştırmak istedim ve bu amaçla eski ve çağdaş olayların karşılaştırılmasıyla ilgili olarak bence ne gerekliyse hepsini yazdım. Bu nedenle, yazdıklarımı okuyacak olan kimse, insanların tarih bilgisinden elde etmeyi umacakları yararı sağlayacaktır. Bu zor bir girişim, ama bu işi yüklenmemde beni yüreklendiren kimselerin yardımıyla amaca çok yaklaşabileceğim bir noktaya kadar gideceğimi umuyorum.

abone ol

Abone olun güncellemeler posta kutunuza gelsin:

Google takip

  © Felsefeye giriş bu bir felsefe blogudur by düşündüren sözler 2007

Back to TOP